psikiyatrist
otizm

DEHB

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik hastalıklarından birisidir. DEHB; dikkatin çabuk dağılması, hiperaktif olmak veya birileri sizinle konuşurken onları dinlememek şeklinde kendini gösteren basit bir problem olmaktan çok daha öte, odaklanma, planlama, motivasyon, duygusal değişim, hafıza, öğrenme gibi beynin bir çok işlevini etkileyen karmaşık bir tablodur. Normal beyin gelişimindeki sapmalara veya gecikmelere bağlı olarak erken çocukluk döneminde şikayetler başlar, bozukluk hastalığın şiddetine göre yetişkinlikte; devam eder, azalır veya başka sorunlara neden olur.

Uzun yıllar üzerinde birçok çalışma yapılmasına rağmen hastalığa neyin neden olduğu tam olarak netlik kazanmamıştır. Ancak hastaların büyük bir çoğunluğundan genetik geçiş sorumlu tutulmaktadır. Yapılan birçok beyin görüntüleme çalışmalarında beyin yapılarındaki değişikliklerin ispatıyla biyolojik temelli bir rahatsızlık olduğu kabul edilmektedir.

dehb

Bilinenin aksine DEHB sadece çocukluk çağının bir hastalığı değildir. DEHB’li olgular okulda, evde ve sosyal ilişkilerde giderek artan sorumluklar karşısında daha fazla zorluk yaşamaya başladıkları ergenlik ve yetişkinlikte, çocukluk dönemine göre olduğundan daha fazla desteğe ihtiyaç duyarlar.

Peki DEHB’li bireyler ne yaşıyorlar? Aslında bu soruyu büyüme dönemleri için ayrı ayrı ele almak gerekmektedir. Okulöncesi dönmede çok hareketlilik, çabuk sıkılma, sık oyun değiştirme, okul döneminde dikkat dağınıklığı, akademik başarısızlıklar, sorumluluklarını yerine getirememe, arkadaş sorunları, ergenlikte bu şikayetlerin üzerine görev ve sorumluluklardan kaçma, riskli davranışlar, duygusal sorunlar, öfke denetiminde güçlükler eklenmektedir.

DEHB; birden fazla bilişsel işlevde kronik bozukluk içermesi sebebiyle oldukça karmaşık bir tablodur. Bu hastalar genellikle öğrenme, duygu düzenleme, sosyal işlevsellik ve davranış konularında sorunlara sahiptir. Bu yönüyle DEHB, diğer psikiyatrik bozukluklar için olağanüstü yüksek bir riske sahiptir. Örneğin; genel popülasyonda çocukların %5 ila %10’nunda görülen Anksiyete Bozukluğu DEHB’li çocuklarda 3 ila 6 kat daha fazla görülmektedir.

DEHB tanılı bireyler tedavi edilmediğinde sık yaralanma, kazaya uğrama, alkol ve madde bağımlılığı, okulu bitirememe, sık iş değiştirme, evlilik yaşamını sürdürememe gibi tüm hayatını etkileyecek olumsuzluklar yaşamaktadırlar. Buna karşın erken ve doğru tedavi edildiğinde ise başarı oranı en yüksek olan bozukluklardan biridir.

DEHB ile ilgili bilinen bir başka efsanede, bu kişilerin beyinlerinin fazla çalıştıkları, verilen ilaçların onları sadece sakinleştirdiğidir. Tabi ki gerçek bu değil. Beyindeki karmaşık sinir ağlarının ve önemli kimyasalların yeterli düzeyde aktif olamaması DEHB’nin tipik özelliğidir. Etkin ilaç tedavisi canlılığı arttırır ve beynin yönetimin sistemi içerisindeki iletişimi iyileştirir. Biyolojik temeli olması sebebiyle tedavide ilk sırayı ilaçlar almaktadır, ancak etkinliği artırmak için DEHB tedavisinin en önemli yönü hastayı ve aileyi bilgilendirmek, ebeveynlerin, öğretmenlerin tedavi sürecine aktif katılmasını sağlamak ve yaşam biçimini değiştirmektir.