psikiyatrist
otizm

Otizmde Eğitim Nasıl Olmalıdır?

Nörogelişimsel bir bozukluk olan otizmde hiç kuşkusuz vazgeçilmez tedavi yöntemi eğitimdir. Ancak eğitimin içeriği nasıl olmalıdır? Kimler tarafından nasıl verilmelidir konusu ailelerin en çok merak ettiği konular arasındadır.

İlk tanıyı aldıktan sonra uzunca bir süre bu tanının kabullenilmesi ile geçen sürede anne babanın yapması gereken ilk şey çocuklarından önce kendilerinin ‘’ güvenebileceği’’ bir terapistin, eğitimcinin bulunması işidir. Gelişimin en hızlı olduğu dönemin yaşamın ilk yılları olduğu düşünülürse erken tanı hayat kurtarır. Bu sorunun kabullenme süreci ne kadar hızlı olursa eğitimde ilerlemede o kadar hızlı olmaktadır.

otizm-eğitim

Şüphesiz ilişkilerin temelini ‘’bağlanma ‘’ oluşturur. Eğitimsel süreçte de bağlanmanın sağlanması için süreklilik ve sıklık önem teşkil etmektedir. Eğitimin kalitesini belirleyen temel unsur ise eğitimcinin aile ile ne kadar iş birliği içerisine girdiğidir.

Kullanılan yöntem her ne olursa olsun eğitimci çocukla bağ kurmuyorsa, aileyi kapsamıyorsa hedeflenen davranışa ya da beceriye ulaşsa da çocuğun kazanılan beceriyi genelleme yapmasının önündeki engel hala kalkmış olmaz.

Her otizm tanısı alan çocuk sık eğitim almalı mıdır?

Dünya standartları sık eğitimden yana, çünkü sık eğitim demek sık uyaran demek, çocuğun kendi anlamsız iç dünyasına dalmasına izin vermemek demektir.

Ancak ülkemizin sosyo-ekonomik durumu göz önünde bulundurulduğunda sık eğitim almak bir tarafa işi bilen yani çocuğu tanıyabilen eğitimci bulmak oldukça zor olmaktadır. Eğitimci aileye evde neler yapabileceğini anlatmalı, eğitimin ailenin günlük rutinlerinin içine nasıl katılacağını öğretmelidir. Suçlayıcı olmak yerine ailenin çocuğun eğitimindeki rolünü yapılandırmaya çalışan, iş birliğinin önünü açan eğitimcilerle çalışmak önem arz etmektedir.

Eğitimin içeriği nasıldır? Hangi alt başlıklar vardır?

Eğitime başlamadan önce çocuk ve aile detaylı değerlendirilir, eksik ve tamamlanması gereken noktalar belirlenir. Sonrasında ev düzeni, oyuncak seçimi, oyun saatleri gözden geçirilir. Evde yaşayan başkaları var mı? Onlarda çocukla ilgilenebilir mi? Sorularına cevap aranır, çünkü ‘’sadece anneye’’ sorumluluğun verilmesi annenin kısa sürede tükenmesine neden olur, ilerleme hızı yavaşlar!

Çocuğun biyolojik ritmi belirlenir. -Kaçta uyuyor? Gece uykusu nasıl? Duyusal hassasiyetleri var mı? Yaşam kalitesi ne kadar bozulmuş?- Bu gibi çevresel faktörler gözden geçirilir.

Gelişimsel bir değerlendirmenin ardından eğitimsel hedefler doğrultusunda program oluşturulur. Kontrol edilen beceriler ise şöyle sıralanabilir:

KOMUT ALMA BECERİSİ: Tekli komutlar dediğimiz ‘’al, ver, at, çek, otur, sür, aç, kapat’’ gibi temel komutlardan sonra ikili komutları yerine getirme becerisi kontrol edilir.

GÖZ TEMASI KURMA: Adı ile seslenildiğinde göz teması kurması neredeyse tüm becerilerden önce gelmektedir. İletişim bozukluğu olan çocuklar ya da yoğun dikkat eksikliği olan çocuklar göz teması kurmakta zorlanırlar. Özellikle ellerinde sevdikleri bir oyuncak varken seslenildiğinde bakmamaları ile çok sık karşılarız.

ORTAK DİKKAT BECERİSİ: Sosyal etkiletişimin temelini oluşturan ortak dikkat; iki insanın bir nesne veya olay üzerinde olması ve bu ilginin iki kişi tarafından bilinmesidir. İşaret ettiğiniz yere bakıyor mu? Jestlerinizi ve mimiklerinizi takip ediyor mu? Başkalarının davranışlarını taklit ediyor mu? Bu beceriler ilişkinin temelini oluşturur.

KAVRAM BECERİSİ: Adı söylenen nesneyi verme, renkleri, sayıları, şekilleri, farklı olanı işaret etme ya da gösterebilme.

ÖZBAKIM BECERİSİ: Üstünü giyinme, ayakkabıları çıkarma, kendine ait eşyaları toparlama, düzenleme, tuvalet alışkanlığının kazanılması, bağımsız yemek yeme, beden temizliğinin farkında olma gibi yaşamını bağımsız sürdürebilme becerisidir.

Çocuğun yapamadığı bir beceride ısrar etmek zaman kaybıdır. Nesneleri ayırt etmekte zorlanan çocukla sürekli bu konuda ısrar etmek yerine komut becerileri kontrol edilmelidir. Gelişim basamakları birbiri ile ilişiklidir. Sadece bir beceri üzerinde ısrarın yerine armoninin ön planda tutulması çocuğun merakını kamçılar.

PSİKO-SOSYAL BECERİLER: En zor gelişen alanlardan biridir, diğer temel beceriler kazanıldıktan sonra gelişen alandır. Bakmayan, ayırt edemeyen, duyusal problemleri var olan ve komut alamayan bir çocukta bu beceriyi geliştirmek zordur.

Başkalarıyla iletişim kurmamız kendimizi güvende hissetmemize bağlıdır. Yakın ilişki ve ilişkide süreklilik için, sosyal gelişimin sağlanması için OYUN olmazsa olmazımızdır! Biliyoruz ki;


Eğlenmeyen çocuk öğrenemez..